Türk Telekom’un telefon hizmetlerindeki yasal tekel statüsünün sona ermesiyle birlikte kurulan alternatif Telekom operatörleri, Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri (UMTH) için birbirinden cazip teklifler sunuyor. Bu noktada UMTH operatörü seçimi konusunda son kullanıcıların aklının karıştığını görülüyor. İşte size seçim yapmayı kolaylaştıracak birkaç ipucu.
Ülkemizde Türk Telekom’un telefon hizmetlerindeki tekeli yasal olarak 1 Ocak 2004 tarihinde sona erdi. Ancak telekomünikasyon piyasasının serbestleşmesi, oldukça sancılı bir şekilde gelişiyor. Aradan iki yıla yakın bir süre geçmesine rağmen alternatif Telekom operatörlerinin pazardan aldıkları pay hala çok küçük. Bunun nedenleri uzun uzun tartışılabilir ama bunlar son kullanıcıyı o kadar ilgilendirmez. Son kullanıcı yanı telefon hizmetlerinin tüketicisi açısından bakıldığında, tek önemli olan, aradan geçen iki yılın sonunda artık alternatif operatörlerin tam anlamıyla hizmet verebilecek duruma gelmeleri ve telefon giderlerini azaltacak teklifler sunuyor olmalarıdır. Muhtemelen o satırları okuyan siz de, hangi alternatif Telekom operatörü ile çalışmanın telefon faturanızı ne kadar azaltacağı dışında bir şeyi merak etmiyorsunuzdur.
Ancak Telekomünikasyon Kurumu’ndan UMTH lisansı alan alternatif Telekom operatörlerinin sayılarının onlarla ifade ediliyor olması, seçim yapmayı zorlaştırıyor. Üstelik bu firmaların pazarda hızla varlık göstermek amacıyla kanal yapıları oluşturmaları, yüzlerce “bayi”nin bir anda müşterilere yeni hizmetleri tanıtmak amacıyla birbirleriyle yarışa girilmesine neden oldu. Belki sizi de bugüne kadar onlarca farklı bayi UMTH konusunda bilgilendirmek için aradı.
UMTH operatörüne gerçekten gereksiniminiz var mı?
UMTH operatörlerinin vaatleri oldukça baştan çıkartıcı: “Telefon giderlerinde %80’e varan indirim” Bunu kim istemez. Ancak bu iddia belli yönlerdeki aramalar için doğru bile olsa, UMTH operatörünün hizmetlerinden çoğu zaman yararlanamayacağınızı bilmelisiniz. Dolayısıyla toplam faturanızdaki azalmanın bu boyutta olabilmesinin olanaksız olduğunu bilmelisiniz.
UMTH operatörleri, adı üzerinde Uzak Mesafe yani şehirlerarası ve milletlerarası görüşme hizmetleri vermektedir. Buna son zamanlarda GSM görüşmelerini de eklememiz gerekiyor. Ancak tarifeler incelendiğinde, bazı operatörlerin belli yönlerdeki hizmetleri Türk Telekom’dan bile pahalı olabilmektedir. Örneğin bazı operatörlerin şehirlerarası yöndeki tarifeleri Türk Telekom’un StandartHATT tarifesinden ucuz olsa da, ŞirketHATT tarifesinden pahalıdır. Cep telefonu yönündeki ücretler Türk Telekom’un tarifelerinden ucuz olsa bile, GSM operatörlerinin telefon santrallerine bağlanan FCT’ler için sundukları tarifelerden pahalı olabilmektedir.
Bir UMTH operatörüyle çalışmaya karar vermeden önce, telefon trafiğinizi inceleyerek elde edeceğiniz tasarrufu aşağı yukarı hesaplamaya çalışmalısınız. Eğer elde edeceğinizi düşündüğünüz tasarruf, vereceğiniz uğraşıya değecek ise, firmalardan teklifler almaya hemen başlayabilirsiniz. Ancak gözlemlerime dayanarak söyleyebiliyorum ki, çoğu şirket bu konudaki kararını verirken, bir parça satıcının vaadlerine kendini kaptırabiliyor.
Şirketlerin bu konuda yaptığı en büyük yanlış, hiç tarife yönetimi çalışması yapmaksızın, bir UMTH operatörünün teklifini mevcut durumlarıyla karşılaştırıp karar vermeleri.
Halbuki tarife yönetimi yaparak, yani bir UMTH operatörü ile çalışmadan, sadece mevcut tarifelerinde değişiklikler yaparak şirketler telefon giderlerini %50’ye varan oranlarda azaltabilirler.
Peki kimlerin gerçekten UMTH operatörü ile çalışması yerinde olacaktır. Elbette her şeyden önce milletlerarası telefon görüşmesi yüksek olanlar. Şirketinizde bir ayda ortalama olarak ne kadar süre milletlerarası görüşme yapıldığını saptayın. Türk Telekom’un ŞirketHATT tarifesi ile çalışmayı düşündüğünüz UMTH operatörünün tarifesi arasındaki farkı bu süre ile çarpın. Bulduğunuz “tasarruf” değeri cazip geliyor ise, hemen bir UMTH operatörü ile çalışmaya başlayın. Çoğu UMTH operatörünün milletlerarası yöndeki tarifeleri çok ayrıntılıdır. Bu durumda bu hesabı, görüşme yaptığınız her ülke için ayrı ayrı yapmanızda büyük yarar var.
Eğer milletlerarası görüşmeleriniz yoğun değil ise, şehirlerarası görüşmelerinizden elde edeceğiniz tasarrufu inceleyebilirsiniz. Ancak farklı illerde şubeleriniz var ise, şubelerinizle yapacağınız görüşmeleri kendi kuracağınız bir VoIP ağı ile tamamen bedavaya getirebileceğinizi unutmayın. Hatta şubelerinizin bulunduğu illerdeki diğer telefon aboneleri ile de, şubeniz üzerinden şehiriçi ücret ödeyerek görüşmeniz mümkün. Bu durumda, UMTH operatörü ile çalışarak elde edeceğiniz tasarruf sadece şubelerinizin bulunmadığı illerle yapacağınız görüşmeler ile sınırlı kalacaktır. Bu illerle yapılan telefon görüşmelerinin süresini, Türk Telekom’un ŞirketHATT tarifesi ile UMTH operatörünün tarifesi arasındaki fark ile çarparak elde edebileceğiniz tasarrufu hesaplayabilirsiniz. Bu noktada şuna da dikkat etmelisiniz: Eğer UMTH operatörü, Türk Telekom ile arabağlantı kurduğu illerle daha ucuz, diğer illerle daha pahalı bir tarife uyguluyorsa, tasarruf hesabınızı her iki grup için ayrı ayrı yapmalısınız.
Eğer VoIP ağı yatırımı yapmaktan ve bu ağı sağlıklı şekilde işletecek personeli istihdam etmektense UMTH operatörü ile çalışmanın daha avantajlı olup olmayacağını merak ediyorsanız, UMTH operatörüne şubeleriniz ve şubelerinizin bulunduğu illerle yapacağınız görüşmeler için bir ayda ortalama ne kadar ücret ödemeniz gerekeceğine bakmalısınız. Bulacağınız değer, belki kurulu VoIP ağını işletmek için yaptığınız harcamalarda daha düşük olabilir. Bu durumda VoIP yatırımı yapmış olsanız bile bundan vazgeçmeniz daha karlı olacaktır.
Bu kadar zahmete değer mi? Gördüğüm örneklere bakarak “evet” yanıtını kolaylıkla verebiliyorum. İncelediğim şirketlerden birinde, Şubeler dışındaki tüm görüşmelerin tercih ettiği A tipi Telefon operatörü üzerinden yapıldığını görmüştüm. Telefon santrali üzerinden yapılan görüşmelerin aylık ortalaması 5.000 YTL’ye yakın olan bu şirkette, UMTH operatörü ile çalışmak şirkete ayda sadece 150 YTL tasarruf sağlıyordu. Bu tasarrufun %75’i ise, şubelerinin bulunduğu illerle yapılan görüşmelerden elde ediliyordu. Ama bu şirket, şubelerinin bulunduğu illerdeki görüşmelerini şubeleri üzerinden yapacak olsa, 300 YTL daha fazla tasarruf elde edebiliyor olacaktı.
Bir başka şirkette ise tam tersi bir tablo görülüyordu. Bu şirketin milletlerarası görüşmesi yok denecek kadar azdı. Şubeleri arasında da VoIP ağı bulunduğu için şehirlerarası yönde UMTH operatörü ile çalışmanın daha fazla bir avantaj sağlamayacağı düşünülüyordu. Ancak yapılan inceleme, 20 adet şube ile yapılan görüşmenin bir UMTH operatörü üzerinden yapılması durumunda 1.500 YTL’lik bir maliyet olacağını gösteriyordu. VoIP ağını çalışır durumda tutmak için iki bilgi işlem personelinin neredeyse tüm zamanını harcadıklarını düşünüldüğünde, şubelerle bile UMTH operatörü üzerinden konuşmanın daha avantajlı olduğu anlaşıldı. İşin daha da önemli boyutu, diğer illerle yapılan görüşmelerden 1.000 YTL tasarruf sağlanabilecek olması.
Altyapınız uygun mu?
Elbette UMTH operatörü ile çalışmak –en azından bugün için- çok da kolay değil. Çalışanların alışkanlıklarından kopması ve UMTH operatörünü kullanması çok güç olduğu için, telefon sistemlerinin kullanıcılara en az iş yükü getirerek uzak mesafe görüşmelerini operatöre yönlendirebilmesi gerekir. Bunun idealinde, kullanıcının alıştığı şekilde aradığı numarayı çevirdiğinde, telefon sisteminin en ucuz kanala otomatik yönlendirmeyi yapabilmesi ve gerekiyorsa UMTH operatörüne ait özel kodlamayı da otomatik olarak çevirebilmesi gerekir.
Kullanım kolaylığı, çoğu durumda ihmal edilebilmektedir. Bu aslında oldukça anlaşılabilir bir durum. Çünkü eski model telefon santrallerinde, aranan numaraya göre yöne karar verme ve ek kodlamalar ekleme yetenekleri bulunmadığı için telefon santrali değiştirilmesi gerekir. Bu ise oldukça maliyetli bir yatırımdır. UMTH kullanımından tasarruf etmeyi düşünürken, yüksek bir yatırım bütçesi ile karşılaşmak şirket yöneticilerin hiç de hoşuna giden bir durum değildir. Ama bazen yatırım yaparak elde edilecek yarar, yatırımın çok kısa süre içinde geri kazanılmasını sağlayabilir. Öte yanda kullanım kolaylığının önemini göz ardı etmenin bedeli çok yüksek boyutlara çıkabilir.
Bu konuda yine şirketlerde yaptığım gözlemlerden birkaç örnek vermek istiyorum. İncelediğim bir şirkette, bir UMTH operatörü ile çalışma kararını vermiş olan mali yönetici, operatörün gönderdiği faturada yer alan “Bizimle konuştuğunuz için bu ay 2800 YTL kar ettiniz” ibaresine bakıp, verdiği karardan ötürü gurur duyuyordu. Bu şirkette uzak mesafe telefon görüşmesini yapabilmek için 9 ile hat almak yerine özel bir kod çevirmek gerekiyordu. (diyelim 51) Yapılan inceleme gösterdi ki, şehirlerarası ve milletlerarası görüşmelerin sadece %40’ı bu şekilde yapılmış. Geriye kalan %60’ın eskisi gibi Türk Telekom hatları üzerinden yapıldığını ve aslında 4.200 YTL daha tasarruf elde edilebileceğini düşündünüz hemen değil mi? Ama bu şirkette gerçek bu kadar basit ifade edilemiyordu. Gerçekte kullanıcılar, uzak mesafe görüşmelerini yapmak için çevirmeleri gereken kod ile, cep telefonu görüşmelerini yaparken çevirmeleri gereken kodu karıştırıyorlardı. Yani FCT üzerinden daha ucuza yapılabilecek bazı görüşmeleri UMTH operatörü üzerinden yaparken, bırakın UMTH operatörünü, Türk Telekom’dan arandığında bile daha ucuz olacak şehirler ve milletlerarası görüşmelerin bir bölümünü ise FCT’ler üzerinden GSM operatörü aracılığı ile yapıyorlardı. Yapılan hesaplamalar sonucunda, bırakın 2.800 YTL tasarrufu, toplamda maliyetlerin daha bile yükseldiği görüldü. Halbuki yönlendirmeyi otomatik yapabilecek bir telefon santrali kullanılırsa çok daha yüksek tasarruf elde edilebilecekti.
Bu boyuta olmasa da telefon santrali otomatik yönlendirme yapamayan şirketlerin hemen hepsinde, kullanıcının hat seçerken yaptığı hataların şirketin elde edebileceği tasarrufun bir bölümünü götürdüğünü gözlemledim. Bu nedenle UMTH operatörü ile çalışmaya başlarken, iletişim altyapısının da mutlaka gözden geçirilmesini öneriyorum.
Ses kalitesi düşer mi?
Türk Telekom yerine alternatif Telekom operatörü ile çalışmayı düşünen firmaların en çok aklını kurcalayan soruların başında, ses kalitesinde bir değişiklik olup olmayacağı geliyor. Açıkçası, ses taşımak üzere kurulmamış bir ağ üzerinde VoIP uygulandığında ses kalitesinde bir bozulma olmaması mümkün değil. Geçmişte özellikle de lisanslar verilmeden önceki dönemde “merdiven altı” operatörlerle çalışmış müşterilerin, ses kalitesi konusunda çok şikâyetleri olmuştu. Bugün ses kalitesi hakkında duyulan şüphelerin temelinde büyük oranda, o günlerde yaşanmış olan olumsuz tecrübeler yatıyor.
Ancak bugün lisans alan operatörlerin yapısını incelediğimizde de, bazılarında kalite sorunları yaşanmasının oldukça olası, hatta kaçınılmaz olduğunu görüyoruz. “Kalite sorunu” dediğim, müşteri ilişkileri, faturalama vb. sorunlar değil; doğrudan ses kalitesindeki sorunlar.
Aslında bu noktada bir kavram kargaşası ile karşı karşıyız. Ses kalitesinde sorun olmasını bazıları, VoIP teknolojisine bağlıyor. Doğru, VoIP bandgenişliğinden tasarruf sağlamak amacıyla sesi “sıkıştırıyor” ama bu işlem sırasındaki kalite kaybı, insan kulağının algılayamayacağı kadar küçük oranda. Karşılaştırmak gerekirse, bugün müzik endüstrisini sarsan MP3 de, müzik dosyalarının kayıplı bir sıkıştırma algoritması ile daha az yer kaplayacak şekilde saklamasını sağlamaktadır.
Peki kalite sorununun sorumlusu VoIP teknolojisi değilse nedir? Bunun yanıtını, iletişim altyapısında aramak gerekiyor. VoIP, temel olarak sesin IP protokolü ile, data hatları üzerinden taşınabilmesini sağlıyor. Bu noktada çoğu saygın operatör, kendi iletim omurgasını oluşturuyor ve sesin gereksinim duyduğu ağ parametrelerini sağlayarak operasyon yürütüyor. Bu, operatörün kendine ait bir omurga kurmasını gerektiği için maliyeti yükselten bir tercih aslında ve sonuçta görüşme ücretlerinin daha yüksek olmasına neden oluyor. Daha düşük tarife ilan ederek müşteri kazanmaya çalışan operatörlerin ise, özel bir omurga kurup işletmek yerine, Internet üzerinden ses taşımaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu noktada bir kelime oyunu ile VoIP’nin Internet üzerinden Telefon konuşması yapmak anlamına geldiğini iddia edenler bile çıkabiliyor.
Peki fark nedir? VoIP ile ses taşımayı otomobil ile yolda gitmeye benzetirsek, kendi omurgasını kurmuş operatörler sizi otobanda hızla gitmek istediğiniz yere götürürken, omurga olarak Internet’i kullanan operatörler günün en yoğun saatinde sizi boğaz köprüsünden götürmektedir. Haliyle gitmek istediğiniz yere bir parça gecikebilirsiniz.
Yurtdışında Internet üzerinden VoIP operasyonu yürüten şirketler yüzyıllık Telekom devlerine kafa tutar hale geldiler. Bu ülkelerde bile hala Internet’in her zaman güvenilir bir ortam olamayacağı düşüncesiyle bu tür operatörler, Telekom operatörü olarak kabul görmüyorlar. Ülkemizde ise Internet’in durumu ortada. Dolayısıyla telefon görüşmelerini Internet ortamında yaptıran operatörlerin kalitesi ile kendi omurgasını kurup işleten operatörler arasında belirgin bir fark ortaya çıkıyor.
Seçimi nasıl yapmalı?
Her şeyden önce ne istediğinizi çok net belirlemelisiniz. Internet ortamında her zaman ses kalitesi rahatça konuşabilmenize izin vermeyebilir ama “sorun değil ben de daha sonra tekrar ararım” diyebiliyorsanız, en ucuz dakika ücretlerini bulabilirsiniz. Ancak işiniz beklemeye gelemiyor ise, anlaşma yapacağınız operatörün altyapısı hakkında bilgi edinmeye çalışın. Bu nokta operatörlerin lisanslarının A, B veya C tipi olması altyapıları veya “kalite”leri hakkında doğrudan bilgi vermediğini unutmamak gerekir. A tipi lisans almak için çok daha büyük bir bedel ödemek gerektiği, bunu ancak büyük kuruluşların yapabildiği, büyük kuruluşların altyapı kurma gücü olduğu doğrudur. Ama A tipi lisans aldığı halde Internet üzerinden VoIP hizmeti veren operatörler olduğunu bilmeniz gerekir. Bunun tersi olarak, Türk Telekom’un henüz A ve B tipi lisanslara uygun ara bağlantı hizmeti verememesi nedeniyle C tipi lisans almış olan ama altyapısına ciddi yatırımlar yapan operatörler olduğunu da bilmelisiniz.
Müşteri referansları bugün için karar verebilmenize yardımcı olabilecek en önemli kriterdir. Şirketlerin referans listelerini çok iyi inceleyin ve birkaçından mutlaka görüş alın. Ancak referanslarla görüşürken “memnun musunuz” gibi genel sorular sormak yerine, ne kadar süredir o operatör ile çalıştıklarını, en sık karşılaştıkları sorunun ne olduğunu, o operatör ile çalışmaya karar verirken başka kimleri değerlendirdiklerini ve neden o operatörü seçtiklerini sorun. Alacağınız yanıtlar, karar vermenize oldukça yardımcı olacaktır.
Birkaç kuruş tasarruf için bu kadar uğraşıya değmeyeceğini düşündüyseniz, şunu anımsatmak isterim. Birçok şirket için elde edebilecekleri tasarruf “birkaç kuruş”un çok üzerinde. Ama yine de haklısınız; u bu kadar zor olmamalı. Ama sektörde taşlar yerine oturana kadar biraz daha zahmete katlanmamız gerekeceğe benziyor.
Tolga Gündüz
IPera iletişim Teknolojileri
Genel Müdür